Proje Tanımı

‘’Köklü tarihi ve başarıları ile ülkenin en önemli markalarından birisi olan Galatasaray Spor Kulübünün ve camianın uzun zamandır arzuladığı “ Galatasaray Spor Müzesi “ projesini ele alırken, markanın değeri ve büyüklüğüne eşlik edebilecek uluslararası standartlarda bir proje ortaya koymak en büyük hedefimizdi. Paarla için Galatasaray Spor Müzesi bir projeden çok daha büyük anlamlar ifade etmektedir.

Müzeler geçtiğimiz yüzyıla oranla tanımlarını ve içeriklerini genişleterek ziyaretçi sayılarını arttırdılar. Teknolojinin ve küresel sermayenin gelişmesi ile birlikte birçok kurum, kimliklerini ve geçmişlerini kamuya daha iyi aktarabilmek adına etkili bir iletişim aracı olarak müzeciliğe yönelmiştir. Bununla beraber müzecilik, interaktif yaklaşımlar ile birlikte iyi bir girişim olmuş ve ticari amaçlarla çok farklı temalara sahip müzeler açılmıştır. Buna rağmen Türkiye’de modern müzeciliğin ilkelerini taşıyan çok fazla müze olmadığını söylersek sanırım bu yanlış olmaz. Buradaki temel sorun müze tasarımının ağırlıklı olarak mobilya tasarımı ve teşhir olarak algılanmasıdır. Bu noktada Paarla olarak bizim yaklaşımımız ise çok daha farklı. Tasarımın kendisini her zaman için bir bütün olarak algılıyoruz ve mimari hacim içerisinde en ufak boşluğun bile senaryonun bir parçası olması gerektiğine inanıyoruz. Bize göre hiçbir detay ana temadan kopuk olmamalı. İşte bu sebeple Galatasaray Spor Müzesini tasarlarken, ziyaretçilerin müzenin giriş alanından en uç noktasına kadar deneyimlediği her türlü tecrübenin çizgisel bir bağlayıcılığı bulunmasına özellikle dikkat ettik. Galatasaray Spor Müzesi içerisinde teknolojinin en son niteliklerini barındırırken aynı zamanda klasik bir müze ağırlığını da taşıyabilmektedir. Sahne sanatları, interaktif medya, uzaktan kontrollü içerik yönetimi ve modüler mobilya tasarımı ile birçok disiplini bir arada barındıran müze, sürdürülebilir, yaşayan ve yenilikçi bir perspektif ile sporseverlerin ve taraftarın ilgisine uzun yıllar hizmet edecek şekilde tasarlanmıştır. Müzenin giriş alanında bronz kaplı aslan kabartmaları tüm ihtişamı ile ziyaretçileri karşılarken sürpriz bir video mapping kurgusu olan aslan heykeli tüm dikkatleri üzerine çekmesi için planlandı. Bununla beraber birçok kesimden insanın ilgisini çekebilecek hiperrealistik heykellerin sergilendiği kahramanlar odası, interaktif ara yüzler ve tarihi dokümantasyonun yer aldığı müze sadece tematik bir spor müzesi değil gerçek anlamda bir mirasın aktarılmasına da olanak sağlamaktadır.

Öncesinde kongre alanı olarak kurgulanan mekânın, kullanım alanı müze olacak şekilde yeniden tasarlanması gerekiyordu. Ön konsept tasarımı Tabanlıoğlu Mimarlık tarafından yapılmış olan proje için tasarım ekibimiz fonksiyon analizi yaparak mevcut yapıda nelerin değişmesi gerektiğini belirledi. İlk etapta müze alanı olarak mekânı hazırlamak için önceki kullanım alanına dair yapısal tüm fazlalıkları çıkartarak projeye başladık. Mekânı kapatan tüm alçıpan ve bölüntünü alanları kaldırdık, bu da bize tasarladığımız konsept doğrultusunda kurgularımızı gerçekleştirmek için hareket alanı sağlamış oldu.
Sergileme disiplini içerisinde dikkati nerelere çekeceğiniz çok önemlidir. Genel akışı ve odak noktalarını belirlemenizde kolaylık sağlar. Bu nedenle mekan içerisinde genel olarak antrasit ve gri bir renk dağılımını uygun gördük bu hem stadın dışarıdan görüntüsüne bir gönderme niteliği taşırken diğer bir yandan bizlere odaksal sergileme imkanı sağlamış oldu. Müze’nin aydınlatma tasarımında ise daha dramatik etkili ambiyans ışıkları kullanıldı. Heykellerin gerçekçi duruşları ve sahne kurgusuna yönelik olarak led spotlar ile genel hacim aydınlatmaları sağlanmış oldu. Müze bu özelliği ile aydınlatma enerji sarfiyatı açısından hem daha çevreci ve hem de daha ekonomik bir altyapıya sahip olmuş oldu.

Türk Telekom Stadının, sahip olduğu tasarımı ve yapısal özelliklerini iç mekânlarda da devam ettirdiğini söyleyebiliriz. Daha çok büyük bir depo görünümüne sahip olan mekan, klasik müze mimarisini sağlayabileceğimiz bir eksenelliğe sahip değildi. Bu sebeple projeyi ele alırken mevcut kolonları sergileme üniteleri ile birbirine bağlayarak kendi içinde bir eksenellik sağlamış olduk. Müzenin giriş alanındaki mevcut iki kolonu sütun gibi kullanarak bu etkiyi arttırdık. Bunu yapmaktaki ikinci amacımız giriş alanından itibaren daha emperyal bir duruş sağlamaktı. Bu sebeple üzerinde heraldik aslan figürleri olan çok özel iki adet bronz aslan kabartmasını da bu yüzeylere yerleştirdik. Rönesans’tan bu yana sanat tarihi içerisinde aslan figürünün sembolik bir anlatım biçimi vardır. Genellikle soylular, imparatorlar kendi güçlerinin temsili olarak armalarında, bayraklarında bu tip aslan figürlerini kullanmışlardır. Galatasaray kulübü halkın bir takımı olarak bu soyluluğu ve gücü onlarla birlikte taşımaktadır. Bu sebeple müzeyi ziyaret edecek olan Galatasaraylıları bu gücün temsili olarak ve yıllardır özdeşleştiği aslan figürünü bir araya getirmek sembolik anlamda önemliydi.

Farklı disiplinlerin bir araya gelmesi ve müze sergileme düzeni içerisinde sunulması oldukça profesyonel bir çalışmayı gerektirir. Bu konuda, içeriklerin hazırlanması aşamasında Sayın İzzeddin Çalışlar ve grafik tasarımların oluşturulmasında Sayın Eray Makal’dan büyük destek aldık. İlkleri yaşatan bir kulüp olan Galatasaray Spor Kulübünün yine ilklere sahip olan Müzesi ,dünya çapında ses getirecek özellikleri ile sene içerisinde ziyaretçilerin seyrine açılacaktır. ‘’